on it - Türkçe İngilizce Sözlük

on it

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"on it" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 3 sonuç

İngilizce Türkçe
Konuşma Dili
on it expr. bakıyorum
on it expr. hallediyorum
on it expr. ilgileniyorum

"on it" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
step on it f. gaza basmak
step on it f. gazlamak
Genel
a card with a child's picture on it i. üzerinde çocuk resmi olan bir kart
put it on thick f. abartmak
lay it on with a trowel f. abartmak
put it on f. şişirmek
step on it f. acele etmek
stick it on f. yüklenmek
put it on f. gibi göstermek
pile it on f. şişirmek
put a bold face on it f. erkekliğe toz kondurmamak
lay it on thickly f. yağ çekmek
leave where it will be stepped on f. ayak altında bırakmak
put it over on f. kazıklamak
put it on thick f. şişirmek
lay it on with a trowel f. methetmek
put it on f. kazıklamak
put it over on f. aldatmak
not to put too fine a point on it f. tam anlamıyla ifade etmek
lay it on with a trowel f. pohpohlamak
lay it on thick f. çok pohpohlamak
put it on f. abartmak
lay it on f. pohpohlamak
lay it on f. abartmak
pile it on f. abartmak
lay it on f. göklere çıkartmak
put it on one's bill f. hesaba yazmak
put it on one's tab f. hesaba yazmak
write it on one's tab f. hesaba yazmak
take it's toll on someone f. birine zarar vermek
write it on one's tab f. borç hanesine yazılmak
see it on a rerun f. (bir filmi) tekrar gösteriminde izlemek
put it on the wall f. duvara asmak
pick (it) up on the first ring f. ilk çaldırışta telefonu açmak
pick (it) up on the first ring f. ilk çaldırışta telefona bakmak
pick (it) up on the first ring f. ilk çaldırışta telefona cevap vermek
try it on f. üstünde denemek
try it on f. üzerinde denemek
on top of it zf. üstelik
on the face of it zf. dış görünüşe bakılırsa
on top of it zf. bir de
on the face of it zf. görünüşe göre
on the top of it zf. bir de
on the top of it zf. üstelik
on the face of it zf. görünüşe bakılırsa
on the face of it zf. görünüşte
plague on it! ünl. allah belasını versin!
step on it! ünl. gaza bas!
bring that up again and we'll vote on it ünl. konuyu tekrar aç ve oylayalım
Öbek Fiiller
lay it off on someone f. suçu birinin üzerine atmak
get on with it f. bir konuyu ilerletmek
get on with it f. harekete geçmek
get on with it f. aksiyon almak
get on with it f. bir şeye devam etmek
get on with it f. bir şeyde ilerlemek
get on with it f. bir şeyi sürdürmek/devam ettirmek
get on with it f. bir şeye kaldığı yerden devam etmek
does (exactly) what it says on the box expr. tam olması gerektiği gibi
does (exactly) what it says on the box expr. tam olarak neyse o
does (exactly) what it says on the box expr. adından da belli zaten
does (exactly) what it says on the box expr. işini yerine getiriyor
does (exactly) what it says on the box expr. ne diyorsa o
does (exactly) what it says on the box expr. iş görüyor
does (exactly) what it says on the box expr. adı üstünde
does (exactly) what it says on the box expr. tam söylendiği gibi
İfadeler
at length it dawned on me that expr. nihayet anladım ki
it is quite on the cards that expr. mümkündür ki
it is quite on the cards that expr. olabilir ki
not to put too fine a point on it expr. doğrusunu söylemek gerekirse
not to put too fine a point on it expr. açıkça söylemek gerekirse
on his own head be it expr. vebali kendi boynuna
it was a mistake on my part expr. benden kaynaklanan bir hataydı
to put a finer point on it expr. daha net olarak ifade etmek gerekirse
to put a finer point on it expr. daha net olarak söylemek gerekirse
to put a finer point on it expr. daha açık ifade etmek gerekirse
what more do you want - jam on it? expr. buldun da bunama
what's your take on it? expr. bu konuda senin düşüncen ne?
like (one's) life depends on it expr. sanki (birinin) yaşamı buna bağlıymış gibi
as if (one's) life depends on it expr. sanki (birinin) yaşamı buna bağlıymış gibi
like (one's) life depends on it expr. ne olursa olsun
if (one's) life depended on it expr. ne olursa olsun
if (one's) life depended on it expr. yaşamı buna bağlıymışçasına
as if (one's) life depends on it expr. yaşamı buna bağlıymışçasına
as if (one's) life depends on it expr. o olmadan da yaşayamazmış gibi
if (one's) life depended on it expr. hiçbir koşulda
like (one's) life depends on it expr. hiçbir koşulda
if (one's) life depended on it expr. o olmadan da yaşayamazmış gibi
like (one's) life depends on it expr. o olmadan da yaşayamazmış gibi
as if (one's) life depends on it expr. hiçbir koşulda
as if (one's) life depends on it expr. ne olursa olsun
if (one's) life depended on it expr. sanki (birinin) yaşamı buna bağlıymış gibi
like (one's) life depends on it expr. yaşamı buna bağlıymışçasına
Atasözü
as you make your bed, so you must lie on it kendi düşen ağlamaz
whether a thing is worth doing or not really depends on how you look at it bir şeyin yapmaya değer olup olmadığı ona nasıl baktığına bağlıdır
you can put lipstick on a pig, but it's still a pig eşeğe altın semer de vursan eşek yine eşektir
(it's) better to be late than be dead on time hiç varamamaktansa geç varmak daha iyidir
(it's) better to be late than be dead on time geç olsun da güç olmasın
(it's) better to be late than be dead on time hiç olmamasındansa geç olması daha iyidir
(it's) better to be late than be dead on time zamanında olması için hayati risk almaktansa geç olması daha iyidir
(it's) better to be late than be dead on time zamanında varmak için hayatını riske atmaktansa geç varmak daha iyidir
a verbal contract isn't worth the paper it's written on sözlü bir kontratın yazıldığı kağıt kadar değeri yoktur
a verbal contract isn't worth the paper it's written on yazılı olarak yapılan kontrat sözlü olarak yapılandan çok daha değerlidir
a verbal contract isn't worth the paper it's written on bir şey yazılı olduğunda ciddiyete biner/değer kazanır
you've made your bed, now lie on it kendi düşen ağlamaz
you've made your bed, now lie on it kendin ettin kendin buldun
Konuşma Dili
get it on with f. işi pişirmek
get it on tape f. teybe kaydetmek
put some english on it f. topa falso vermek
put some english on it f. topa kavis vermek
put some reverse english on it f. beyaz topun istenen topa çarpmasından sonra geri dönüp gelmesini sağlayan vuruşu yapmak
with your name on it f. bir şey özellikle birine yönelik olmak
with your name on it f. bir şey özellikle biri için olmak
with your name on it f. bir şey özellikle birini amaçlamak/hedef almak
pour it on f. varını yoğunu ortaya koymak/akıtmak
pour it on f. tüm enerjisiyle ilerlemek
pour it on f. en hızlı şekilde hareket etmek
pour it on f. hızla ilerleme kaydetmek
pour it on f. yoğun bir şekilde bastırmak/mücadele etmek
pour it on f. en yoğun şekilde yapmak
pour it on f. hızlı çalışmak
pour it on f. durmadan konuşmak/anlatmak
pour it on f. hırsla/gayretle mücadele etmek
pour it on f. son hızla yapmak
pour it on f. tüm gücüyle bastırmak/mücadele etmek
pour it on f. hırsla/gayretle girişmek
pour it on f. kuvvetle bastırmak/mücadele etmek
pour it on f. istekle/tutkuyla mücadele vermek
pour it on f. ayrıntılı bir şekilde ifade etmek
pour it on f. içindekileri dökmek
put too much on it f. çok fazla üstüne düşmek
put too much on it f. çok fazla titizlenmek
put too much on it f. gereğinden fazla önemsemek/ciddiye almak
stick it on f. yüksek fiyat çekmek
stick it on f. fiyattan geçirmek
stick it on f. abartarak anlatmak
stick it on f. üstüne koyarak/ekleyerek anlatmak
(have) got it going on f. çok iyi olmak
(have) got it going on f. başarılı olmak
(have) got it going on f. cazibeli olmak
(have) got it going on f. çekici olmak
(have) got it going on f. seksi olmak
(have) got it going on f. istisnai bir durumda olmak
(have) got it going on f. alımlı olmak
(have) got it going on f. mükemmel olmak
(have) got it going on f. havalı olmak
(have) got it going on f. etkileyici olmak
(have) got it going on f. harika olmak
to barely make it on time f. zar zor yetişmek
to barely make it on time f. ucu ucuna yetişmek
to barely make it on time f. son anda yetişmek